yunus-suresi-1

Günde en az kırk defa okuduğumuz Fatiha’nın farkında mıyız?

Fatiha Suresi özümsenmeden yapılacak okumalar, dualar noksan kalmaktadır. Övgüler Rabbimiz yerine bağlı bulunulan şeyhlere yönelmekte, tevhid inancı zedelenmekte, farkına varmadan Müslümanlar şirk bataklığına düşebilmektedirler. Dua için, yardım için hatta mahşer gününün sıkıntılarından kurtulmak için şeyhlerden, kutublardan medet beklenmektedir. Namaz kılan bir mümin günde en az kırk defa Fatiha suresini okuduğu halde Fatiha’nın mesajından uzak bir hayat yaşamaktadır. Rabbimiz Fatiha Suresinde buyuruyor: Okumaya devam…

hac

Rabbimizi Zikir

Rabbimiz buyuruyor:

“Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” (Bakara 152)

“Allah Teâlâ, bu zikir çeşitlerinden hangisiyle zikredilirse, o da ona layık bir şekilde kendisini zikreden kimseyi, zikredip anacaktır. Bu noktayı anlatmak için, bu âyet çeşitli tabirlerle açıklanmıştır. Bu cümleden olarak:

1- Beni, bana itaatla zikrediniz, ben de sizi rahmetimle zikredeyim. Okumaya devam…

kartal

Kıssadan Hisse: Kartallığını unutan kuş

Bir zamanlar, dağın tepesinde bulunan kartal yuvasından kartalın yumurtalarından bir tanesi yuvarlanarak tavuk çiftliğine düşmüş. Çiftlikteki tavuklar, kendi yumurtalarına benzemeyen bu değişik büyük yumurtayı sahiplenmek istemişler. Yaşlı bir tavuk, yumurtayı koruması altına alarak öteki yumurtalardan çıkacak yavrulardan ayırmaksızın büyütmeye karar vermiş.

Zamanı geldiğinde yumurtanın içindeki kartal yavrusu kabuğunu kırmış ve dünyaya gelmiş. Kartal olarak doğmuş ama etrafında bir tane kartal göremeyip yüzlerce tavuk olduğunu görünce, kendini de tavuk sanmış. Çiftlikteki tavuklarla birlikte tavuk gibi büyümeye başlamış. Çiftlikteki tüm tavuklarda onu bir tavuk olarak görerek ona tavuk gibi davranıyorlarmış.

Tavuk olduğunu zanneden Kartal Zaman zaman içinden;

– “Ben çevremdeki tavuklara benzemiyorum… acaba ben kimim? “diye düşünüyormuş. Ama farklı oluşunu kimselere de söyleme cesaretinde bulunamıyormuş.

Bir gün çiftlikte öteki tavuklarla birlikte oyun oynarken, yukarılardan kartalların uçtuklarını görmüş. Ne kadar güzel uçuyorlar. Bende onlar gibi uçmak istiyorum…” diye sesini yükseltmiş.
Tavuklar, onun bu sözlerine;
– “Sen bir tavuksun ve şunu asla aklından çıkarma; tavuklar kartallar gibi uçamazlar.”

Küçük kartal, o günden sonra hep keşke ben de onlar gibi kanat çırpıp uçabilsem diye hayal kurmuş. Ama bir türlü uçmak için sahip olduğu kanatları hareket ettirmeyi düşünmemiş. Gökyüzünde her gördüğü kartalın arkasından hayran hayran bakarak onların uçuşlarını seyrederek keşke ben de bunlar gibi olsam, kanat çırpıp yükseklere çıksam diye etrafındaki tavuklara düşüncelerini anlatıyormuş.

Etrafındaki tavuklar da onun sözlerine her zaman;
– “Vazgeç  bu düşüncelerinden… biz tavuğuz onlar kartal. Sen tavuksun ve hep tavuk olarak kalacaksın….” sözleri ile cevap veriyorlarmış.

Küçük kartal, tavukların bu sözlerinden öylesine etkilenmiş ki sonunda kartal gibi uçmak düşüncesinden vazgeçmiş ve hayatını bir tavuk gibi sürdürmeyi kabul etmiş. Kartal olarak doğduğu halde tavuk gibi hayatını yaşadığından sonunda da tavuk gibi ölmüş.

 

Kıssadan Hisse: Kartal gibi doğup tavuk gibi ölen, kendi gücünün farkına varmadan yaşayan milyonlarca insan var. İnsan, ya gücünün farkına varacak karakterine göre bir hayat yaşayacak ya da kendisine yapılan telkinlerle karakterini kaybederek, başkalaşarak karaktersiz bir hayat yaşayacak. Hikâyedeki kartal olmakta tavuk olmakta insanın elinde. Gücümüzün farkına varalım ona göre bir hayat yaşayalım.

f955fcc6-b95d-4d13-b98d-7aa185ec551d_4_534x355

Müslümanlar olarak nerede hata yapıyoruz?

Günümüzden bin yıl önce de Müslümanlar namaz kılıyorlar, Kur’an okuyorlardı. Müslümanlar şimdi de aynı Kur’an’ı okuyup aynı namazı kılıyorlar.  Bin yıl önce Müslümanlar dünyaya hakimdiler. İslam medeniyeti tüm insanlığa ışık saçıyordu. Tıptan astronomiye, matematikten felsefeye varıncaya kadar her alanda Müslümanlar ilmin önderi idiler. Kısaca Müslümanlar dünyaya yön veriyorlardı. Peki ya şimdi? Okumaya devam…

ceviz kurdu

Kıssadan Hisse: Ceviz Kurdu

Ceviz kurdu, gireceği kadar bir delik açarak cevizin içine girer.
Cevizin içi insan beynine benzer, başlar onu yemeye.

Cevizi yedikçe şişmanlayan kurdun karnı gün geçtikçe büyür. Kurtçuk, cevizin lezzetinden dolayı akıbetinden habersiz ceviz yemeye devam eder. Yeterince doyunca girdiği cevizin içinden çıkmak ister. Ama girdiği delikten şişmanlamasından dolayı da çıkamaz. Bu arada; içi yenilen ceviz de kurumuş ve sertleşmiştir, çıkmak için deliği genişletmekte imkansızdır.

Delikten çıkmak için tek çare var: Zayıflamak. Okumaya devam…