kartal

Kıssadan Hisse: Kartallığını unutan kuş

Bir zamanlar, dağın tepesinde bulunan kartal yuvasından kartalın yumurtalarından bir tanesi yuvarlanarak tavuk çiftliğine düşmüş. Çiftlikteki tavuklar, kendi yumurtalarına benzemeyen bu değişik büyük yumurtayı sahiplenmek istemişler. Yaşlı bir tavuk, yumurtayı koruması altına alarak öteki yumurtalardan çıkacak yavrulardan ayırmaksızın büyütmeye karar vermiş.

Zamanı geldiğinde yumurtanın içindeki kartal yavrusu kabuğunu kırmış ve dünyaya gelmiş. Kartal olarak doğmuş ama etrafında bir tane kartal göremeyip yüzlerce tavuk olduğunu görünce, kendini de tavuk sanmış. Çiftlikteki tavuklarla birlikte tavuk gibi büyümeye başlamış. Çiftlikteki tüm tavuklarda onu bir tavuk olarak görerek ona tavuk gibi davranıyorlarmış.

Tavuk olduğunu zanneden Kartal Zaman zaman içinden;

– “Ben çevremdeki tavuklara benzemiyorum… acaba ben kimim? “diye düşünüyormuş. Ama farklı oluşunu kimselere de söyleme cesaretinde bulunamıyormuş.

Bir gün çiftlikte öteki tavuklarla birlikte oyun oynarken, yukarılardan kartalların uçtuklarını görmüş. Ne kadar güzel uçuyorlar. Bende onlar gibi uçmak istiyorum…” diye sesini yükseltmiş.
Tavuklar, onun bu sözlerine;
– “Sen bir tavuksun ve şunu asla aklından çıkarma; tavuklar kartallar gibi uçamazlar.”

Küçük kartal, o günden sonra hep keşke ben de onlar gibi kanat çırpıp uçabilsem diye hayal kurmuş. Ama bir türlü uçmak için sahip olduğu kanatları hareket ettirmeyi düşünmemiş. Gökyüzünde her gördüğü kartalın arkasından hayran hayran bakarak onların uçuşlarını seyrederek keşke ben de bunlar gibi olsam, kanat çırpıp yükseklere çıksam diye etrafındaki tavuklara düşüncelerini anlatıyormuş.

Etrafındaki tavuklar da onun sözlerine her zaman;
– “Vazgeç  bu düşüncelerinden… biz tavuğuz onlar kartal. Sen tavuksun ve hep tavuk olarak kalacaksın….” sözleri ile cevap veriyorlarmış.

Küçük kartal, tavukların bu sözlerinden öylesine etkilenmiş ki sonunda kartal gibi uçmak düşüncesinden vazgeçmiş ve hayatını bir tavuk gibi sürdürmeyi kabul etmiş. Kartal olarak doğduğu halde tavuk gibi hayatını yaşadığından sonunda da tavuk gibi ölmüş.

 

Kıssadan Hisse: Kartal gibi doğup tavuk gibi ölen, kendi gücünün farkına varmadan yaşayan milyonlarca insan var. İnsan, ya gücünün farkına varacak karakterine göre bir hayat yaşayacak ya da kendisine yapılan telkinlerle karakterini kaybederek, başkalaşarak karaktersiz bir hayat yaşayacak. Hikâyedeki kartal olmakta tavuk olmakta insanın elinde. Gücümüzün farkına varalım ona göre bir hayat yaşayalım.

ceviz kurdu

Kıssadan Hisse: Ceviz Kurdu

Ceviz kurdu, gireceği kadar bir delik açarak cevizin içine girer.
Cevizin içi insan beynine benzer, başlar onu yemeye.

Cevizi yedikçe şişmanlayan kurdun karnı gün geçtikçe büyür. Kurtçuk, cevizin lezzetinden dolayı akıbetinden habersiz ceviz yemeye devam eder. Yeterince doyunca girdiği cevizin içinden çıkmak ister. Ama girdiği delikten şişmanlamasından dolayı da çıkamaz. Bu arada; içi yenilen ceviz de kurumuş ve sertleşmiştir, çıkmak için deliği genişletmekte imkansızdır.

Delikten çıkmak için tek çare var: Zayıflamak. Okumaya devam…

Kethuda_Katibi

KISSADAN HİSSE: Devlet adamında iki yüzlülük hem kendilerine hem millete kaybettirir

19. yüzyılda sadrazamlık görevinde bulunan Yusuf Kamil Paşa, sadrazamlığı sırasında, devletin önde gelen kişileriyle bir yemek sebebiyle birlikte olmuş. Yemekler yendikten sonra, meyve faslına geçildiğinde masaya buzlu çilekler gelmiş. İlk olarak meyve tabağına uzanan Yusuf Kamil Paşa, çatalını sapladığı iri bir çileği ağzına götürürken kazara masadaki tuzluğun içine düşürmüş. Ama ziyan olmasın diye tuza bulaşmış çileği alıp tuzlu tuzlu yemiş. Berbat bir tat verdiği halde bozuntuya vermemiş ve masada bulunanlara: Okumaya devam…

Harname-Seyhi

Harname: Öküzlere özenen eşeğin hikayesi

Harnâme, divan edebiyatı şairi Şeyhi tarafından mesnevi türünde kaleme alınmış bir hikâyedir.

Hekim olan Şeyhi, Çelebi Sultan Mehmet’i Karaman seferi sırasında Ankara’da tedavi etmiştir. Bunun üzerine kendisine hediye olarak bir tımar (arazi) verilmiştir. Verilen tımarı almaya giderken yolda tımarın eski sahipleri tarafından soyulmuştur.

Şeyhî, Harnamesi’nde içinde yaşadığı toplumun bozuk yönlerini öküzlere besili ineklere özenen, onlar gibi olmaya çalışan ama sonunda kuyruk ve kulaklarını kaybeden bir eşek örneğiyle dile getirir. Okumaya devam…

Kıssadan Hisse: “Seni kanuna şikâyet ederiz…”

Kul hakkına özen gösteren Sultan Süleyman, bu konuya duyduğu titizlik nedeniyle Kanuni lakabını almıştır.
Budin Seferinden dönen ordu, yolların darlığı sebebiyle tarlalardan geçmek zorunda kalmıştı. Bu sırada bir köylü elindekini padişahın atının geçtiği yere fırlatınca at ürkmüş, köylü de yakalanarak padişahın huzuruna getirilmişti.

Sultan Süleyman köylüye:
-Derdin nedir de böyle yaptın diye sorunca, köylü:
-Biz fakir köylüleriz. Askerlerinizden bazıları, bizim yeni ektiğimiz tarlalardan geçtiler. Ya bu zararı ödersiniz, ya da sizi şikâyet ederim demiş.
Bunun üzerine Kanuni köylüye:
-Peki bizi kime şikayet edeceksiniz diye sormuş. Köylü:
-Siz Kanuni değil misiniz? Sizi kanuna şikâyet ederiz deyince Sultan Süleyman çok memnun olmuş ve hemen köylülerin zararlarını hesaplattırıp zararı ödemiş.