Kader anlayışındaki hatalı düşünce imanı zedeler (1)

Kader anlayışının yanlış değerlendirilmesi, sorumsuzluklarımızın kadere bağlanarak işin içinden çıkılmaya çalışılması iman açısından bir takım imanî problemlerin oluşmasına sebep olmaktadır.

Bu işin doğasında vardır diyerek hiçbir zaman sorumsuzluklarımızı takdire bağlamamalıyız. İnsan hayata gözünü açtığı andan itibaren ölüm hayatın doğasında vardır. Her canlı doğar, yaşar ve zamanı gelince de ölür. Nasıl olsa öleceğim diyerek bir kenara çekilip ölümü beklemek nasıl doğru bir yaklaşım değilse, gerekli tedbirleri almadan, çalışma ve güvenlik kurallarına dikkat etmeden yapılan çalışmalarda meydana gelen felaketler karşısında da bu işin doğasında var demek doğru değildir. Okumaya devam…

Kıssadan Hisse: Durum gerçekten iyi mi?

Kralın biri Sarayında otururken, pencereden sesler gelmiş. ”Güzel elmalarım vaaaaaar!”

Bakmış, yaşlı birisi, at arabasında elma satıyor. Etrafında müşteriler. Kralın canı çekmiş ve baş vezirini çağırmış;

Al sana 5 altın, koş bana elma al.

Baş vezir, vezirlerden birisini çağırmış;

-Al sana 4 altın, koş elma al.

Vezir saray görevlilerinden birisini çağırmış; Okumaya devam…

Ebedi saadet için iyilik ve takvada yardımlaşma

Koronavirüs döneminde yaşadığımız olaylar gösterdi ki kişinin kendisinin sağlık ve hijyen kurallarına uyması yalnız başına yeterli değil çevresi de aynı kurallara uyarsa sağlıklı bir netice elde ederiz.

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerime baktığımız zamanda mesajlar ferdiyetçilikten ziyade biz üzerine verilmiştir. Kişinin iman ederek yalnız kendisini kurtarması yeterli görülmemiş çevresinin de kurtuluşa ermesi, iman etmesi için gayret göstermesi istenmiştir.  Ferdi kurtuluş ile birlikte toplumun da ıslah edilmesini istemiştir. Helak olan kavimler Rabbimizden gelen tebliğ davetlerine top yekûn kulak tıkadıklarından, elçilerin sözlerini dikkate almadıklarından dolayı ilahi cezaya müstahak olmuşlardır. Okumaya devam…

f955fcc6-b95d-4d13-b98d-7aa185ec551d_4_534x355

Bayram, imanımızı muhafaza etmenin sevincini yaşamaktır

Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluşa vesile olan Ramazan ayını bu yıl da idrak etmenin mutluluğunu yaşadık. Bir ay boyunca tuttuğumuz oruçlar, okuduğumuz Kur’an- Kerim tilavetleri ve mukabeleleri, yapılan hayır hasenatlar ve yaptığımız nefis muhasebesi ile Rabbimize karşı kulluk vazifelerimizde dini duyguları hayatımızın zirvesine çıkardık. Okumaya devam…