Emperyalizmin Oyunlarına Karşı Müslümanların Uyanma Zamanı Halâ Gelmedi mi?

 

Trump’ın açıkladığı sözde barış planı, barıştan çok bölgenin yeniden kan ve gözyaşına boğulacağının işaretidir. Beynelmilel Siyonizm’in tarihi emellerini gerçekleştirmek için bölgede başlatacağı siyasi ve askeri operasyonların yeniden fitilinin ateşlenmesidir. Trump’ın yaptığı açıklamalara karşı .“Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir” diyerek meydanlarda yaptığımız hamasi konuşmalarla ancak kendi kamuoylarımızın duygularını tatmin etmiş oluruz. Filistin davasını siyasi malzeme olarak kullanmak, hamasi konuşmalar yapmak bu davaya gönül verenler nezdinde karşılık bulurken maalesef çözüm noktasında yıllardır bir arpa boyu yol alınamamaktadır.

Kudüs’ün Osmanlı’nın elinden çıkması Batı dünyasında bayram olarak kutlanmıştır

9 Aralık 1917 Kudüs’ün elimizden çıktığı tarihtir. Bu tarihte İngiliz kuvvetleri komutanı Allenby’e Kudüs teslim edilmiştir. Kudüs’ün elimizden çıkması, beraber ittifak ettiğimiz Almanya, Avusturya dahil Hristiyan dünyasında büyük sevinç yaşanmasına sebep olmuş ve Kudüs’ün Osmanlı’nın elinden alınışını kiliselerde çanlar çalarak büyük bir coşku ile bayram havasında kutlamışlardır.

Bir çıbanbaşı olarak bölgeye yerleşen Yahudiler 1948 yılında Filistin toprakları üzerinde İsrail Devletini kurmuşlardır.

Yahudilerin bölgeye yerleşmesi ve bölgedeki Arapların da paraya tamahları ile topraklarını yüksek fiyatlarla Yahudilere satmaları neticesinde topraklarını genişleten Yahudiler, uyguladıkları terör eylemleri ve genişleme politikaları ile Filistin’de kısa zamanda büyük bir toprak parçasının sahibi olmuşlardır.

Filistin üzerinde kurulan Yahudi devletine karşı zamanında gerekli tepkileri ve siyasi mücadeleleri yapmayanlar, Yahudi yayılmacılığı karşısında teşkilatsız ve ferdi tepkilerle karşı koymaya çalışmışlardır. Teşkilatlı olan azınlık güçler teşkilatsız olan kalabalıklara her zaman galip geleceğinden maalesef Müslümanların haklı davası olan Filistin, haktan ve hukuktan uzak, basiretsiz ve liyakatsiz liderlerin sayesinde gönül coğrafyamızın kanayan yarası olmuştur.

İslâm ülkeleri, İsrail’e karşı birlik olamadıkları gibi kendi aralarında yıllar süren savaşlar ve BOP sonrası Arap Baharı ile gelişen olaylar birçok ülkede iç savaş ve iktidar değişikliklerine sahne olmuştur. Bilerek veya bilmeyerek İslâm ülkelerinde emperyalizmin hedefleri doğrultusunda hareket edenler, Müslümanların yaşadığı coğrafyaya ihanet etmişlerdir. Emperyalist ülkelerin Ortadoğu coğrafyasına asker ve silahları ile yerleşmelerinin zeminini hazırlamışlardır.

İslâm ülkelerinin yöneticiler, emperyalistlerin dümen suyunda oldukları müddetçe bırakın Kudüs’ü kendi başkentlerini koruyamazlar. Koltuklarını korumak için Batı’dan icazet alanlar, düşmanın siyasî desteğine ihtiyaç duyanlar, ülkelerini korumak için İslâm düşmanlarından silah alanlar, aldıkları silahları düşman olarak gördükleri Müslüman kardeşlerine karşı kullananlar, gerçek düşmanı unutup birbirleriyle uğraşanlar, İslâm coğrafyasını kan ve gözyaşına boğanlar, mukaddes olarak bildiğimiz hangi davayı savunabilirler?

Öncelikle İslâm ülkelerinin başında bulunanlara ve Müslümanlara emperyalizmin emellerine hizmet etmelerinin önlenmesi için irşad faaliyetlerinde bulunulmalı uyanmaları, uyandırılmaları ve uyarılmaları sağlanmalıdır.

İsrail’e karşı yapılacak muhtemel bir füze saldırısından korumak için Kürecik’e kurulan üs bir an önce kapatılmalı, İsrail ile birlikte yapılacak olan işbirlikleri askıya alınmalıdır.

Kudüs, yalnız Müslümanları değil diğer inanışlara mensup olanları da yakından ilgilendirdiğinden diplomatik temaslarla Kudüs için daha geniş katılımlı diplomatik bir toplantı gerçekleştirilmelidir. Emrivakilerle Kudüs üzerinde hak gaspı yapanlara karşı birlikte caydırıcı tedbirler ve yaptırımlar için kararlar alınmalıdır.

Kudüs ele alınırken Doğu Kudüs- Batı Kudüs ayırımı yapılmadan, Kudüs bir bütün olarak ele alınmalıdır.

Müslüman ülkeler arasında yaşanan ihtilafların çözümü ve bölgede barışın sağlanması konusunda Rabbimizin emirleri dikkate alınarak, İslâm ülkeleri kendi aralarında sulhü sağlayacak bir yapı oluşturmalıdır.

Güçlü olursak tepkilerimiz ve davetlerimiz ciddiye alınır. Güçlü olmak için ekonomik imkanlar bölgede fazlası ile mevcut olmasına rağmen kaynaklar maalesef emperyalizmin sermayedarları eline teslim edilmiştir.  Eğitimden başlayarak ciddi reformlar yapılmalı, gelişmenin önündeki engeller kaldırılmalı, başta savunma harcamaları olmak üzere dışa bağımlı olmaktan kurtaracak yatırımlar yapılmalıdır.

Müslümanlar uyanmalı, dostunu düşmanını iyi tanımalıdır. Ümitsizliğe kapılmak ve düşman propagandaları karşısında mağlubiyeti kabul ederek teslim bayrağını çekmek hiçbir mü’minin anlayış tarzı olamaz. Düşman istediği kadar güçlü olsun, sahip oldukları ideolojiler batıl olduğu için insan fıtratına aykırıdır. Bir gün mutlaka yıkılacak ve tarih olacaktır.

İman et, mücadele et, zafer senindir.

Yorum Yap

*

Next ArticleMümin hayatın her alanında muslih olmalıdır (1)