Kıssadan Hisse: Sabretmeyi öğren, sabrettirmeyi öğret

Çok uzak diyarlarda bir çoban yaşarmış… Çoban bir gün yine yürüyüşe çıkmış..

Köyünden biraz uzaklaştığında ak sakallı bir ihtiyarla karşılaşmış.. İhtiyar, “Evlat biraz suyun var mı” diye sormuş.. Çoban, matarasını ona uzatmış.. “Hepsini iç dede” demiş.. Ak sakallı ihtiyar kana kana içmiş suyu ve “Oğul su için sağ ol.. Bu keseyi al.. Sadece çok zorlandığını, çaresiz kaldığını hissettiğin an aç” demiş..

Aradan uzun süre geçmiş.. Çoban, kendini kötü hissediyormuş.. Her şeyini kaybettiğini düşündüğü sırada aklına kese gelmiş çobanın.. Büyük bir umutla açmış.. İçinde küçük bir kâğıt parçası varmış.. Üzerinde de tek kelimelik bir not; sabret, yazılıymış..

Yıllar yılları kovalamış.. Çoban, durumunu düzeltmiş.. Köyün en zenginlerinden biri haline gelmiş.. Çok güzel bir kızla evlenmiş.. Çocukları, torunları olmuş.. Dünyadaki her türlü mutluluğu tatmış.. Ve aklına ak sakallı ihtiyar gelmiş.. Başlamış aramaya.. Aynı yerde yine karşılaşmış nur yüzlü ihtiyarla..

“Dede.. Senin verdiğin öğütle sabrettim sıkıntılara.. Şimdi çok mutluyum.. İzin ver, karşılığını vereyim bu iyiliğinin” demiş..

İhtiyar gülmüş.. “Tamam oğul.. Karşılık vermek istiyorsan al bu keseyi, ben gittikten sonra aç” diyerek gözden kaybolmuş..

Çoban, hemen keseyi açmış.. İçinde yine bir küçük kâğıt parçası bulmuş.. Üstünde de bir not: Sabretmeyi öğret..

 

Yorum Yap

*

Next Articleİslam, devlet yönetiminde nasıl bir siyasi sistem öneriyor?