Allah’ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır

Peygamber Efendimiz Allah’ın son elçisi olarak gönderilmiştir. Allah’tan aldığı vahyi insanlara tebliğ etmiş, vahyin öğretilerini, emirlerini bizzat hayatında uygulayarak tüm insanlığa örnek olmuştur. Rasulullah bir beşerdir. Ama sıradan bir beşer değil vahiy alan bir beşerdir.  Kur’an-ı Kerim’de Allah ile birlikte Peygambere de itaat edilmesi emredilmiştir.

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisa 59)

“Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.” (Ahzab 45-46)

“Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.

Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.” Nisa 64-65

“Sana kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik.” (Nahl 64)

“Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.”  (Tevbe 29)

“Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resûlüne davet edildiklerinde, mü’minlerin söyleyeceği söz ancak, “işittik ve iman ettik” demeleridir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Kim Allah’a ve Resûlüne itaat eder, Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa, işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir.” (Nur 51-52)

Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah’ın azabı çetindir.” (Haşr 7)

 “Andolsun, Allah’ın Resulünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab 21)

Ayeti Kerimelerde Peygamber Efendimize itaat açık bir şekilde emredildiği halde, son zamanlarda Peygamber efendimizin bir beşer olduğu ısrarla vurgulanarak, O’nun yaşantısı bir kenara bırakılarak, dışlanarak Kur’an bize yeter mantığı ile Müslümanlara telkinler yapılmaktadır. Bu telkinler Peygamber Efendimizi Allah ile insanlar arasında bir postacı konumuna getirmektedir. Bu zararlı ve zehirli telkinlerle inanların zihinlerinde meydana getirilecek tahribatlara karşı Müslümanlar uyanık olmalıdırlar. Kur’an ilkelerinin hayatımızın her alanında yaşanması, beşeri ve sosyal ilişkilerimize vahyin yön vermesi ancak Peygamber Efendimizin iyi anlaşılması ve örnek alınması ile mümkündür. Peygamberi dışlayan bir anlayış belli bir süre sonra Kur’an’ı da dışlayacaktır.

 

Yorum Yap

*

Next ArticleLaf üretmekten üretim yapamıyoruz